MIZRAK DURUŞLU KADINLAR
Toplumumuzda, kadın-erkek arasında eşitliğin sağlanabilmesi için, halen çalışma hayatında olan kadınlarımıza büyük görevler düşmektedir. Projemiz ile kendilerini, toplumda atıl durumda bulunan hemcinslerine anlatabilmeleri, doğal örnekler olabilmeyi başarmaları, arabuluculuk vazifelerini yerinde ve zamanında yapmaları, genel olarak kadınların hakları konusunda daha talepkar olmalarını sağlayacaktır.
Cumhuriyet döneminde kazanılmakla beraber, Türk örf ve ananeleri nedeniyle kadın hakları, en azından uygulamada gelişememiştir.Kadının kendini hala yedek olarak tanımlaması, aile reisi unvanını hala erkekte görmesi bu sebeplerden bazılarıdır. Çalışan 100 kadına “Neden çalışma hayatı içerisindesiniz?” diye sorduğumuzda, aile bütçesine yardımcı olabilmek için çalıştığını, imkanı olsa çalışmayacağını ifade etmektedir. Kariyer, kendini önemli hissetme, birey olma, üretimin içinde yer alma gibi şartları öne süren kişi sayısı maalesef %20’lerde kalmaktadır.
TİSK Yönetim Kurulu Başkanı Tuğrul Kutadgobilik 2006 yılı Kadın istihdamı zirvesinde şöyle demiştir: “Hedefimiz; Türkiye’nin nüfusunun %50,05’ini temsil eden ve hiç şüphesiz en büyük gücünü oluşturan kadınların istihdamını teşvik ve organize etmek, önündeki engelleri kaldırmak ve bu şekilde ülkemizi iki ayağı ile koşan bir atlet haline getirmektir”
Kadın işgücünün bu hedefe ulaştırılabilmesi için kuşkusuz iş-yaşam dengesinin de oluşturulması gerekmektedir.
Kadınlar için işsizlik oranı kentlerde daha yakıcıdır. Avrupa İstikrar İnisiyatifi raporunda Kayseri’nin çok daha kötü durumda olduğu anlatılmaktadır. Raporda şu konulara dikkat çekilmiştir;
“Kayseri yeni bir ekonomik zihniyeti temsil ediyor ama iş hayatında yeterince kadın yok.
Bu, AB’yi iktisadi açıdan yakalamak isteyen Orta Anadolu’nun en zayıf noktasıdır. Kadınların hálá sadece tarımda istihdam edildiği, sanayide çok az kadın çalışmaktadır.”
Bu sebeple; cinsiyet eşitliği noktasından hareket ederek yaptığımız sorun analizimiz, Kadınların yedek işgücü konumundan çıkartılması için oluşturulacak bilinçlendirme çalışmalarıyla, ilimizde cinsiyet eşitliği yaklaşımının teşvik edileceğini düşündürtmektedir.
2007 yılı Avrupa Komisyonu tarafından “Herkes için eşit fırsatlar yılı” olarak kabul edilmiştir.
AB’ye uyum sürecinde hızla devreye giren direktifler ve kanunlar (iş hukuku vs..), ilkeler (cinsiyet eşitliği vs..), örf ve adetler iş yaşamı içerisinde çok sayıda çatışmayı da beraberinde getirmiştir. 2006 yılı içerisinde Kayseri Bölge Çalışma Müdürlüğü’ne 1000’in üzerinde şikayet yapılmıştır. Bu şikayetler; artacak kadın istihdamı, iş yaşamının kadını yedek işgücü görmesi ve en ufak bir krizde en çok kadınların bundan etkilenmesi ile gün geçtikçe artacaktır. Uzun şikayet, mahkeme ve sonuçlandırma prosedürü düşünüldüğünde, çabuk halledilmeyen sorunlar bir sorun yumağı haline geleceğinden, kadınların iş yaşamında sorun yarattığı yanılgısına düşülecektir. Bu durum kadınların iş yaşamına girişini bugüne kadar engellediği gibi bundan sonra da engellemeye devam edecektir. Projemiz aynı zamanda bu problemlerin zamanla azalmasının da yolunu açacak, ve böylece kadınların ana işgücü konumuna yükselmesi mümkün olacaktır.
Kayseri Ticaret Odası içerisinde bir mediasyon merkezi kurulmuştur ve çeşitli meslek gruplarında 24 kişinin mediatörlük eğitimi halen devam etmektedir. Oda iş hayatının sorunları hakkında bilgilidir. En büyük kayıp anlaşamamaktan ve birlikte hareket edememekten kaynaklanmaktadır. Amaç iş hayatındaki sorunları mahkemeye başvurmadan kazan kazan prensibi ile çözmektir. Bildiğiniz gibi mahkeme bir kazanan ve bir kaybedenden oluşan uzun ve çetin bir süreçtir. Aslında bu süreçten iki tarafta mutlu olmamakta maddi ve manevi kayba uğramaktadır. Amacımız iş yaşamında iki tarafında kazanabileceği, rızaya dayalı alternatif metodu Kayseri’de kurmaktır. Bu sürecin uzlaştırıcıları da iş hayatı içindeki kadınlar olmalıdır. Bu görev kadınların ana işgücü konumuna gelmelerini önce istemelerinin sonra da tercih edilmelerinin yolunu açacak uzun vadede cinsiyet eşitliği kavramının yaygınlaşmasına katkıda bulunacaktır.
Kayseri Bölge Çalışma Müdürlüğü’ne yılda bini aşkın şikayet gelmektedir. Bu sorunlar iş yaşamı ile alakalıdır.
Avrupa istikrar inisiyatifi raporuna göre kadının iş yaşamına girmesinin sağlanması, AB’yi iktisadi açıdan yakalamak isteyen Orta Anadolu’nun en zayıf noktasıdır.
O halde bu sorunu çözmeye yönelik kadınlar (kadın arabulucular) ile iş hayatı arasındaki bağlayıcılık gibi sorun çözücü bir kadın grubuna sorumluluk verilmesi hedef grubu şu şekilde değiştirecektir;
- iş yaşamında kadınlara olan güveni sağlayacak,
- kadınların kendi rollerini yeniden tanımlamasına destek olacak,
- kadınların kendi iş yaşamı problemlerinde alternatif çözüm yöntemlerini getirmesine yardımcı olacaktır.
Dolayısı ile kadın çalışan grubunun ana işgücü olarak değerlendirilmesinin yolu açılacaktır. Çünkü kadınların ana işgücü olmasının sağlanması, güven temellidir.
Kadının rolünü yeniden tanımlaması ile kendine olan güveni sağlanacak, bununla birlikte iş yaşamındaki her başarılı arabuluculuk faaliyeti iş alemi içerisinde onlara olan güveni perçinleyecektir.
Dahası, hemcinsleri için örnek olacak bu oluşum, gelecekte yeni bir istihdam alanı haline de dönüşecektir.
Projemizin hedef kitlesi 28 yaşını doldurmuş, 4 yıllık üniversite mezunu ve en az 4 yıl iş tecrübesi olan ve halen işgücünde aktif olarak yer alan Kamu sektörü, özel sektör, serbest meslek erbabı, sivil toplum kuruluşu mensubu 72 çalışan kadındır. Devlet memurlarının projeye katılması için herhangi bir yasal engel yoktur.
Projemize 120 kişi başvurmuş ve eğitim verecek uzman tarafından seçilen 78 kadının eğitimleri tamamlanmıştır. Eğitimler teorik ve pratik eğitimler olmak üzere iki kademede verilmiştir. Teorik eğitimler tüm gruplara aynı anda verilirken pratik eğitimler Temmuz ayı ortalarında sona eren eğitimler 12şer kişilik 6 grup halinde verilmiştir. Katılımcıların yoğun ilgisi sayesinde eğitimler eksiksiz olarak tamamlanmıştır. Bunun yanı sıra yine katılımcıların istekleri doğrultusunda projede öngörülmeyen ekstra pratik çalışmalar yapılarak eğitimler daha da iyi pekiştirilmiştir.
Ayrıca eğitim alan hanımlar kendi aralarında 3’er kişilik gruplara ayrılarak peer çalışmalar yapmışlardır. Bu çalışmalar ile kendi hayatlarında ya da etraflarında yaşanan çatışmalara farklı pencerelerden bakma imkanı kazanmışlardır.
Eğitimleri tamamlanan katılımcılar için siciller oluşturulmuştur. Bu siciller sayesinde kimlerin ne kadar eğitim aldığı kontrol edilmiş, ayrıca bundan sonra alacakları eğitimlerin de sicillerine işlenmesinin yolu açılmıştır.
Eğitimlerin ardından kitap, afiş ve broşür çalışmalarına başlanmıştır.